Hes Projeleri Gerekli

EPDK Elektrik Piyasası Daire Başkanlığı Grup Başkanı Elif Ferdal Karakaş, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki HES projelerinin gerekli olduğunu belirtti.

Hes Projeleri Gerekli

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Elektrik Piyasası Daire Başkanlığı Grup Başkanı Elif Ferdal Karakaş, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin özellikleri sebebiyle enerji açısından kullanılmasını kaçınılmaz hale getirdiğini, Türkiye'nin gelecekte enerji güvenliği açısından bölgedeki HES projelerinin gerekli olduğunu belirtti. Karakaş, "Ancak bölge halkı ikna edilemedi ve haklı endişeleri var, bölge halkı ikna edilmeli" dedi.

Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki illerde HES kurulması için toplam 6 bin MW gücünde 293 adet başvuru olduğunu, yapılan değerlendirmeler sonunda şu ana kadar Trabzon'da 51, Rize'de 28, Artvin'de 29, Giresun'da 41, Ordu'da 16, Gümüşhane'de 10, Bayburt'ta 2 olmak üzere 177 adet üretim lisansı verildiğini ve yaklaşık 4 bin MW'a yakın bir kurulu güç içerdiğini kaydeden Karakaş, HES'lerin ülke enerji ihtiyacı açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

Konvansiyonel kaynakların atmosferde ve dünyada sebep olduğu etkileri azaltabilmek, yaşam dengesini koruyabilmek, mevsimsel su seviyesi değişimini kontrol edebilmek, temiz enerji kaynağı olduğu ve kirli gazları çevreye vermediği ve ülkemizdeki hidroelektrik potansiyelini çok amaçlı ve geniş kapsamlı kullanıp dışa bağımlılığı azaltabilmek amacıyla kaynak çeşitliliği ortaya çıkarmak için HES projelerinin gerekli ve önemli olduğuna dikkat çeken Karakaş, şu görüşlere yer verdi: "HES'lerin arz güvenliği açısından da önemi vardır. Diğer santrallerde arıza olması halinde HES'ler çabuk devreye girer ve elektrik sistemini ayakta tutar. Pik güç talebini en ucuz korunumlu şekilde karşılar. Frekans ve voltajı düzenler, kondansatör olarak çalışarak dengelemeyi yapar. Akış dengesini sağlar. Akarsuların rejimin düzenler. Sulama, içme suyu temin etme, taşkınları önleme gibi yan işlevleri vardır. Elektrik enerjisini su olarak depolar, istenildiği zaman kullanılmak üzere hazır tutar. Bunun yanında üretim tesislerinin kurulumu ve işletmesine bağlı olarak doğrudan ve dolaylı olarak istihdamı arttırır. Ulaşım imkanlarının, zor bölgelerin ve kırsal alanların elektrifikasyonunu sağlar. İletim ve dağıtım şebeke yatırımlarına ve hat gelişimlerine olan ihtiyacı azaltarak sermaye tasarrufuna neden olur. Ucuz, temiz, verimli ve gelişmiş teknoloji ile elektrik enerjisi üretilmesini sağlar. Tabii ki uluslararası anlaşmalara ve protokollere uyum sağlamak için de HES'ler önemlidir ve daimi bir gelişim ve sürekli bir kalkınma için de HES'ler ayrıca önem arz etmektedir. Bunun yanında HES projelerinde tarım arazilerini sulama, balıkçılık yapma, turizmi geliştirme, ulaşım, iklimde yumuşamayı sağlama gibi de yan etkileri vardır. Diğer enerji kaynaklarıyla karşılaştırdığımızda HES'lerin istihdam açısından etüt projelendirme ve inşaatında yerli mühendis ve teknisyenlere daha fazla iş imkanı sağladığı görülmektedir. Daha çok yerli işçi, bölge halkı çalışır. Bu nedenle de devamlı ve uzun süreli istihdam sağlar.

İşletme sırasında kaza riski daha düşüktür. Çalışma koşulları diğer üretim tesislerine göre daha güvenilirdir. Muhasebe ve ekipman kullanımı açısından karşılaştırdığımızda HES'lerde yatırım bedelinin yaklaşık yüzde 80'ini inşaat, yüzde 20'sini ise elektromekanik ekipman karşılamaktadır. Termiklerde ise bu yatırım bedelinin tam tersi olarak yüzde 20'sini inşaat, yüzde 80'ini ise elektromekanik ekipman karşılamaktadır. HES'de yakıt maliyeti yoktur ve personel gideri çok daha azdır. Santral içi gideri görüldüğü gibi çok daha azdır. Üretim maliyeti düşük ve mekanik verim de yüksektir. Tabii ki burada ayrıca atmosfere ve hava kirliliğine bir termik ya da bir kömür santraline göre verdiği emisyonlar açısından da değerleri karşılaştırdığımızda HES'lerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görebiliyorsunuz."

HES'LERİN DEZAVANTAJI

Böyle olumlu yanları olsa bile HES'lerin bir takım dezavantajlarının da olduğunu dile getiren Karakaş, "Akarsu yatağında, özellikle de su miktarındaki değişikliğin neden olduğu kalite bozulmaları görülebiliyor. Akarsu yatağındaki su miktarı, kirletici miktarı ve su kalitesi değişiklikleri dışında akarsu içinde ve yatak çevresindeki yaşam dengesini etkiliyor. Yatırım maliyetleri yüksek, işletme maliyetleri ise tabii ki diğer santrallere göre daha düşüktür. En önemli dezavantajı da kaynağa bağımlı bir
tesis olması" diye konuştu.

"DOĞU KARADENİZ ENERJİ AÇISINDAN ÖNEMLİ"

Doğu Karadeniz vadilerinin jeolojik ve hidrolojik yapısı ve su potansiyeli ile zengin, coğrafi konumu ve yağış özellikleri ile birbirine paralel akarsular ve bunların alt havzalarından oluştuğunu, bu özellikleri ile hidrolik kaynağa dayalı üretim tesisleri açısından önemli bir yatırım alanı oluşturduğunu kaydeden Karakaş, şöyle konuştu:
"Bölgenin bu özellikleri, enerji açısından kullanılmasını kaçınılmaz yapmaktadır. Şöyle bir baktığımızda Türkiye'nin toplam mevcut kurulu gücü son verilere göre 41 bin 995 MW civarında. Bunlar içerisindeki HES'in kurulu gücü yaklaşık yüzde 33'lük kısma denk gelmektedir. Bunlardan 11 bin 456 MW'ı EÜAŞ'ın bünyesinde ve bu güne kadar kurumumuza Doğu Karadeniz Bölgesi için yapılan başvuru daha önce belirttiğim gibi yaklaşık 6 bin MW civarındadır. DSİ tarafından bize gönderilmeyen projeler var. Kaba bir tahminle bunun 7 bin 508 MW'a kadar çıkması bekleniyor. Yani halen başvuru yapılmamış, 1500-2 bin MW civarında potansiyel olduğu öngörülüyor. Bu projelerin yapıldığı düşünüldüğünde yatırım miktarı olarak yaklaşık 7 milyar dolar civarında bir yatırımın yapılacağı öngörülüyor. En küçük bir hidroelektrik santralin en az 5-10 arasında personel ihtiva ettiği düşünüldüğünde Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bu HES'lerin yapımından doğrudan etkilenecek kişi sayısı en az 20 bin kişi civarında. Tabii ki bu HES'lerin yapılmasının bölge için şöyle bir önemi de var; küçük esnafın da enerji yatırımlarına paralel olarak büyük ölçekte sanayi tesislerinin, imalathanelerin, organize sanayi bölgelerinin ve ticari işletmelerin de bu yatırımlardan etkileneceği değerlendiriliyor."

"BÖLGE HALKI İKNA EDİLEMEDİ"

Bölge halkının HES'lere karşı "çevreyi bozduğu, çok ağaç kesildiği, orman ve mera alanlarının dikkate alınmadığı, can suyuna gereken önem verilmediği" görüşünde olduğunu hatırlatan Karakaş, burada en büyük problemin 'tüm bölge için bütüncül planlama yapılmaması' olduğunu belirtti.

Karataş, şöyle konuştu: "Olay can suyu meselesi değildir. Burada önemli olan planlama meselesidir. Planlama yapılırken bütüncül düşünülmüyor. Yöre halkı, havza özellikleri dikkate alınmadan projelere izin verilmesini, fizibilite planlamalarının yapılmamasını, birbiri ardına ardışık birçok projeye izin verilmesini ve ÇED'lerin gereği gibi hazırlanmamasını, ÇED Genel Müdürlüğü'nün bir sekreterya gibi davranmasını, ÇED verildikten sonra işin devamının takibinin yapılmamasını eleştiriyor. Lisanslama işlemlerinde yöre halkının görüşlerinin alınmamasından yakınıyorlar. Tabii ki bunun yanında gece çalışmaların yapılması, dinamit kullanılması, projelerin hayata geçirilmesi esnasında kültürel ve sosyal etkilerinin de olumsuz yönde olduğu konusunda bir takım endişeler var. Bölge halkı ise HES projelerinin sağlayacağı faydaya inanmıyor. Çevrenin olumsuz etkileneceğine ilişkin bir inançları var. Burada yapılacak olan şudur; kısa vadeli yerine uzun vadeli planlamalar yapmak, yenilebilir enerji teknolojileri ve HES projelerinin çevresel etkisi konusunda avantajlarının daha iyi anlatılması, bunun için bir takım seminerler yapmak. Bunun yanında bölgede iş yapan şirketlerin yöre halkına iş imkanı sağlamasına öncelik vermesine ikna etmek ve bölgenin istihdamına yardımcı olunması için bir takım teşviklerde bulunmak ve her şeyden önemlisi şirketlerin çevre mevzuatına uyumunu sağlamak."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner314