pendik escort

Kestiniz Yolları, Söndürdünüz Şaban Şimşek’in İçindeki Hizmet Aşkını.

KARADENİZ’DE İLK GÖZ NAKİLLERİ RİZE’DE YAPILDI…

Kestiniz Yolları, Söndürdünüz Şaban Şimşek’in İçindeki Hizmet Aşkını.

RİZE Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Tıp Fakültesi bünyesinde, 70 yaşındaki Fikret Türüt ve 68 yaşındaki Fatma Yazıcı’ya, Samsun’da iki kişinin bağışlanan göz (kornea) nakli yapıldı. Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez gerçekleştirilen operasyonlar başarılı geçti.
Dün yaptığımız, kanımca Rize tarihine geçmesi gereken o güzel işi böyle mi sunmalı idim, size ve sizin aracılığınızla milletimize!?
Ne olurdu her yerde herkesin çok olağan bir şekilde yaptığı gibi hastanede hasta başında olsaydık, çekimi röportajları orada yapsaydınız Hastaların sevincini, asistanların öğrencilerin mutluluğunu görseydiniz, birlikte yaşasaydık o anları duyguları, o abları. Ve Onu yansıtsaydınız insanlara, Rize’mize, Türkiye’ye!?

Temelin dediği gibi şimdi ne oldi şimdi?
Kestiniz yolları, söndürdünüz Şaban Şimşek’in içindeki hizmet aşkını.
Artık rahat olabilirsiniz. Siz olduğunuz müddetçe gelip bir daha rahatınızdan etmeyecek sizi Şaban Hoca; artık göz naklini de istediğiniz gibi yapın, Küllliyeyi de.
Bir de şunu demiyorlar mı; kızmamak mümkün değil; şaban Hoca iyi ama geçimsiz, Kimseyi takmıyor?!
Şimdi açık açık söyleyeyim, gocunan gocunsun; yahu sizin neyinizi takayım? Ha! yine de rezerv koyayım, belki benim gözüm kördür, göremiyorum; lütfedin hesabi olmayan harbi ve hasbi bir tarafınızı ya da taraflarınızı söyleyin de takayım sizi, takmaktan öte saygı göstereyim, alkışlayayım, herkese anlatayım. sitayişle bahsedeyim.
Ama yok kardeşim; bilmem hangi ince hesaplar, arkadan iş çevirmeler, karnından konuşmalar, o dedi bu dedi, bayağılık, fitne fesat…
Yoruldum Artık, bu mide bulantılarına tahammül edemiyorum..

Evet değerli basın mensupları Böyle bir başlangıç için sizlerden özür diliyorum.
Müsaadenizle şimdi düne ve kanımca Bölge tarihine geçecek olaya gelelim, sonunda sorularınız olursa da cevaplandırayım….
Dün bölge tarihinde bir ilk olarak iki hastamıza halk arasında göz nakli, teknik tabiriyle keratoplasti ameliyatı gerçekleştirdik.
Bu kanımca, eğitim-öğretim-uygulama açısından tıp fakültemiz ve üniversitemiz için çok önemli bir başarı, sağlık hizmeti sunumu açısından da Rize’miz ve hatta Sarp’tan Samsuna kadar bölgemizde yaşayan insanlar için önemli bir açılımdır.
Herhangi bir klinikte yeni bir ameliyat tipini uygulamak, bunu kliniğin envanterine sokmak yani rutin olarak “yapılabilir” noktaya getirmek zor bir iştir. Gayret göstermek özveride bulunmak, hazırlık yapmak, eksikleri gidermek ve sonunda risk almak gerekir. Risk diyorum çünkü bu iş için yardımcı personelinden, hemşiresine, asistanından bu işi daha önce yapmamış olan hocasına kadar herkes işin acemisidir. Bazen ameliyatın kritik bir anında size yapılması gereken küçücük bir yardımı alamazsınız ve işleriniz sıkıntıya girer. Yapılacak küçük bir hata da göze mal olur. Uğraştığınız gözdür çünkü. Ve Göz bandını açtığınızda hasta hemen görüp görmediğini kendi kontrol eder.!
Ama serde hocalık var, bu kliniğin kurucusu olmak var, sizden bir şey bekleyen evladınız mesabesinde asistanlarınız, kardeşiniz mesabesinde genç öğretim üyesİ kardeşleriniz var. Ve bu toprakların insanı olmak var, hizmet aşkı var.
Hepinizin malumu olduğu gibi daha bir buçuk ay önce Rize’den bildiğiniz senaryo ve sahnelerle ayrılmıştım. O konuya girecek değilim, ben söyleyeceğimi zamanında söyledim çünkü.
Dekanlık görevimin bittiğini bana bildiren YÖK ve Rektörlük yazılarını tebellüğ etmeden bir dakika önce, bir yandan eşyalarımı toparlarken diğer yandan da hazırladığım bir yazı daha imzalamıştım; Rize’de göz nakli yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığına, Samsun Göz Bankasına bağlanmamıza dair yazı…
İşte bugünkü basın toplantımıza vesile olan ameliyatlar o yazının eseridir. Bakanlıktaki ilgili daire başkanlığıyla görüşmeler, yazışma süreci, iznin çıkması, Samsun üniversitesinin rektörü, dekanı ve göz bankası müdürüyle özel görüşmeler ve nakilde kullanacağımız korneaların bir an önce temin edilmesi ve bize verilmesi ricaları…
Geçtiğimiz Cuma günü Dr Murat’a haber geldi; iki tane kornea almışlardı ve bize verebileceklerdi. Yar. Doç.Dr. Murat Okutucu kardeşimiz telefon etti. “Hocam ne
yapalım, siz de gittiniz!” dedi. Gidişimdeki olumsuzluklar sebebiyle Rize’ye gelmeyeceğimi düşünmüştü herhalde… “Olur mu, Muratcım, derhal intikallerini sağla” dedim.
Aslında daha o gün İstanbul da ki yeni hastanemde kliniğimizin eğitim ve idari mesuliyetini üstlenmiştim; otuz doktor ve günde kırk ameliyattan sorumlu idim… “Olsun gelince durumu toparlarız” dedim kendi kendime ve hastaları çağırmasını, hazırlamasını ve Salı gününe ameliyat programına koymasını, koyarsa ameliyatları gerçekleştirebileceğimizi, eksik malzemeyi getireceğimi söyledim.
Uçak biletimi Dr. Murat aldı. Ben iki gün yıllık iznimden aldım, üç günlük performans kaybını yani döner sermaye kaybını da bir kenara attım. Burada bu ameliyat daha önce hiç yapılmadığı için eksik malzemeleri kendi kliniğimden temin ettim.
Dr. Murat Trabzon’dan beni aldı. Sağ olsun. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Rize’ye büyük hizmetler vermeye başladı. Samsuna kadar kamu hastanelerinde yapılmayan retina ameliyatlarını yapmaya başladı… Pazartesi, akşam hastalarımızı muayene ettim, nasıl bir yaklaşımda bulunacağımı belirledim. İkisi de birkaç sene önce başarısız katarakt ameliyatı olmuşlardı ve gözleri görmüyor, birisinin de çok ağır batma sulanma kızarma ışıktan kamaşma şikayetleri vardı… Bu sabah da ameliyatları gerçekleştirdik.
Ekibimizin sevincini görmenizi isterdim. Bir grup birinci ameliyatı izlerken diğer grup poliklinik yaptı. İkinci ameliyatta gruplar değişti, polikliniktekiler ameliyathaneye geldi…
Ameliyatlar iyi geçince nasıl keyif aldıklarını anlatamam. Öğrenme, dağarcığına bir şeyler daha katma, ilerde yeni bir ameliyatla hastalara hizmet verme ümidinin mutluluğu, doktorluk mesleğinin tatmini.
Ama ameliyattan sonrası… Yolda ameliyatın kritiğini yaparken Dr Murat’a bir telefon… İdareden arıyorlar ve hesap soruyorlar; nasıl böyle absürt bir şey yaparsın, Şaban Hocayı çağırırsın diye!!?
Canımız fena halde sıkıldı tabii. Ama daha da çok canımızı sıkan, ısrarla bu ameliyatları haber yapmak isteyen TV kanalının bulunduğumuz odadan dışarı çıkarılma isteği idi!!. Başhekimlikten emir almışlardı! Bu onun tasarrufu mu yoksa daha başka yerlerden gelen bir talimatın sonucu mu idi bilemiyorum.

Oysa yapılan iş akademisyenler ve üniversiteler arasında olması gereken ve gelişmiş ülkelerde ancak alkışla karşılanan bir mesleki yardımlaşma idi; hem de tamamen özveriyle, üniversitenin ya da devletin bir kuruşuna dokunmadan yapılan.
Sonuç ülkemizde sınırlı sayıda klinikte yapılan özel bir ameliyatın alt yapısı hazırlanmış, ameliyatlar başarıyla gerçekleştirilmişti ama…
Evet, ilan etmek durumundayım ki hastane ve üniversitede bu idare varken artık benim için Rize’de hizmet yolları kapanmıştır. Hadi kendimden vazgeçtim ama genç meslektaşlarımın geleceklerini tehlikeye atamam çünkü. Gönülleri daha ı şevkleri kırılmış vaziyette maalesef. Bunu hiç mi hiç hak etmediler.
Bu hizmetin karşılığı bu mu olmalı idi. Meslektaşlık, akademisyenlik bu mudur? İdarecilik bu mudur, üniversite bu mudur?
Öğlene doğru, seksen yaşında ablam “başardın mı?” diye sordu telefonda.Evet, çok iyi geçti ama idareciler yanımdaki doktoru fırçaladılar, TV röportajı yapmamıza izin vermediler diye cevap verdim ona. Hiç şaşırmadı. Cevabı idarecilerimizin kulaklara küpe olması gerekir: “Kardaşum verurler mi hiç, o zaman sırmaları tokulur.”
Prof. Dr. Şaban ŞİMŞEK
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner405

banner404

banner408banner409